BİLGİ YÖNETİMİ

    Asuman KUTLUATA

    20. yüzyılda en fazla serveti, petrol üreten, işleyen ve ticaretini yapan ülkeler ve organizasyonlar kazanmıştır. 21. Yüzyılda ise bu durum bilgiye önem veren, işleyen, geliştiren, paylaşan ve onu etkili şekilde kullanabilen ülkeler ve organizasyonlar için geçerli olacaktır. Günümüzde bilgiye önem veren, onu etkili biçimde kullanan toplumların, ilerlediğini, çağdaşlaştığını, bilgiye kapalı toplumların ise, sonlarının karanlık olduğunu gözlemlemekteyiz

    Bilgi dinamik bir yapıya sahiptir. Paylaşıldıkça büyür, gelişir ve etkinliği artar. Bilgileri sayesinde çok büyük kazançlar sağlayan organizasyonlar vardır. Organizasyonlarda bilginin etkili bir şekilde kullanılabilmesi için bilgiye ve insana yapılan yatırımın en büyük kazanç olduğu bilincine sahip yöneticilere gereksinim duyulmaktadır. Bu nedenle de bilgi yönetimi bir organizasyon konusu olmaktan çok bir anlayış bir kültür sorunudur. En genel anlamıyla bilgi yönetimi; öğrenme, organizasyon, enformasyon teknolojileri, insan kurumsal kültür ve bilgi unsurlarının bir bütünüdür. Bilgi yönetimini anlamak için tüm bu boyutları birlikte görmek gerekir.

    Bilgi yönetimi yeni bir oluşum değildir. İlk çağlarda bilgi, topluma hikayeler, masallar ve destanlarla aktarılıyordu. Yazının, Mezopotamya da yaşayan Sümerler tarafından İ.Ö. 3500 yılında icadıyla birlikte, bilgiler toplanabilir, iletilebilir, saklanabilir hale gelmiştir. Ancak bu bilgiler çok kısıtlı miktarlarda olduğu için paylaşımında zorluklar çekilmekteydi. 1500 lü yıllarda Johannes Gütenberg’in matbaayı icadı ile birlikte, biriken bilgilerin çoğaltılarak topluma yayılması gerçekleştirilmiştir.

    17. Yüzyılda başlayan Bilim Devrimi, matematik, fizik, kimya alanlarındaki buluşlar, sosyal bilimler özellikle felsefe, sosyoloji alanlarındaki gelişmeler ve Rönesans’tan ivme alarak doruk noktasına varan güzel sanatlar, Avrupa’nın Aydınlanma Çağı ve sonrasında gelen Sanayi Devrimi’nin temellerin oluşturur. Bütün bu alanlardaki gelişmeler matbaanın icadı ve bilginin topluma yayılması ile mümkün olabilmiştir.

    18. Yüzyıl sonlarına doğru, Adam Smith’in Ulusların Zenginliği (1776) adlı eserinde ortaya koyduğu, iş bölümü ve ihtisaslaşma tezi, bir yüzyıl boyu gelişerek, uygulamada en üst düzeye kavuşulmasına yol aştı. Bu gelişmelerle İkinci Dünya Savaşı sonrasında ileri endüstri çağına ulaşılmış, kitle üretimi yaygınlaşarak, standartlaşmayı ve verimliliği artıran yöntemler devreye sokulmuş, mini ve makro bilgisayarlar üretimde kullanılmaya başlanmıştır.

    1980 li yıllarda hızla gelişen enformasyon ve bilgisayar teknolojileri kullanılmaya başlanmıştır. Daha önceki teknolojilerden bir çok bakımdan farklı olan bu teknolojiler, hem gelişim süratleri hem de yayılma hızları göz önüne alınarak “mega-teknolojiler” yada “bilgi teknolojileri” olarak adlandırılmıştır. Bu teknolojiler arasında bilgisayar destekli tasarım ve üretim teknolojileri, telekominikasyon ağları, uzman üretim sistemleri, bilgiye dayalı dağıtım organizasyonları, organizasyonlar arası bilgi sistemleri, multimedya ve yönetici sistemleri ön plana çıkmaktadır.

    Yukarıda da bahsedildiği üzere, bilginin topluma yayılması ve etkin olarak kullanılmaya başlanması bir süreç içinde gerçekleşmiştir. Ekonomik başarı için en az sermaye ve iş gücü kadar önemli bir konuma sahip alan bilgi, aşağıda kısaca açıklanmaya çalışılan çok geniş spektrumlarda karşımıza çıkar

    Veri(data): Ham olarak elde bulunan işlenmemiş nesnel gerçeklerdir. Çoğu kez kendi başlarına bir anlam ifade etmemektedirler. Veriyi veri olarak sakladığımızda bize hiçbir katma değer sağlamamaktadır.

    Enformasyon(information): Düzenlenmiş veri olarak tanımlanabilir. Veriden çok daha zengin bir içeriğe sahip olan enformasyon, karar alımına destek olmak amacıyla, verilerin analiz edilerek işlenip anlamlı bir biçime dönüştürülmüş halidir. Enformasyon, mesajı alan kişinin daha seri karar alabilmesini, algılamasının değişmesini ve yargısı üzerinde etki yapmayı hedefler.

    Bilgi(knowledge): Spesifik bir amaca yönelik olarak bilgilerin çeşitli analiz, sınıflama ve gruplama işlemlerinden geçirilerek, ileri zaman diliminde kullanıma hazır hale getirilme işlemidir. Kişisel anlamda düzenlenmiş enformasyondur. Örneğin karar alımını etkilemek için düzenlenmiş raporlar tablolar, bildiriler, v.b. birer bilgidir. Bu düzenlenmiş bilgiler basılı olarak veya elektronik ortamlarda saklanarak herkesin kullanabileceği bir hale getirilebilir.

    Enformasyon nasıl veriden türetiliyorsa, bilgide enformasyondan türetilmektedir. Yalnız bilgi, veri ve enformasyondan farklı olarak kişiye göre farklı yorumlar taşır ve eyleme daha yakındır. Sahip olduğumuz bilgiyle karar verebilir ve bilgiyi eyleme dönüştürebiliriz.

    Bilginin elde edilmesi çok uzun bir süreçtir. Veri ile başlar öğrenmenin en üst ve son ürünü olan akıl ile biter. Enformasyon ise amacı olan veri olarak tanımlanır. Çalışanlar çok fazla enformasyona sahip olabilirler. Ancak, bu enformasyonları yaptıkları işe değer katarak, katma değer sağlayacak şekilde kullanabildikleri zaman, bilgi elde edildiği söylenebilir. Aksi halde çalışanların bilgili olduğu söylenemez. Yani bilgi enformasyonla uygulamanın birleşimidir.

    Sonuç olarak: Organizasyonlarda gerek duyulan bilginin, organizasyonun rekabet gücünü artırabilir hale gelebilmesi için akılcı, yenilikçi, yaratıcı, bilgi paylaşımını ön plana çıkaran bir kurum kültürü gereklidir. Bu da, bilgiye ve insana yapılan yatırımın, en kazançlı yatırım olduğunun bilincinde olan yöneticilerle gerçekleştirilir. Aksi halde teknoloji ve süreçler ne kadar gelişmiş olursa olsun, artık 21. Yüzyılda stratejik bir önem taşıyan bilgiden kaynaklanan rekabet üstünlüğüne sağlanamayacaktır.

    KAYNAKÇALAR

    1- Prof. Dr. İsmet Barutçugil Bilgi Yönetimi (Kariyer Developer)
    2- Prof. Dr. Eyüp İlyasoğlu www.netyorum.com/ei/20010118.htm
    3- Tekin Akgeyik Stratejik Üretim Yönetimi (Sistem Yayıncılık)

    Not: Bu yazı Türkiye Bilişim Derneğinin internet dergisinde ( dergi.tbd.org.tr/yazarlar/22072002/asuman_kutluata.htm ) yayınlanmıştır.

Ana Sayfa