GELECEKTEKİ FINDIKLI ÇALIŞTAYI
    ÇEVRE ve EKOLOJİ ÇALIŞMA GRUBU RAPORU

    KATILIMCILAR

    Asım Kutluata (Moderatör), Gökhan Marim, Güçlü Uzanalioğlu, Arzu Kalın, Mehmet Ali Hindistan, Yrd. Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, Doç. Dr. Turan Yüksek, Doç. Dr. Şengül Alpay Karaoğlu, Suat Özyaman

    GİRİŞ

    22.08.2012 GÜNÜ Saat 13’de başlayan Gelecekteki Fındıklı Çalıştayı’nın Çevre ve Ekoloji Grubu, yaklaşık 6,5 saatlik çalışma sonucu, yöremiz insanının (Fındıklı’nın) gelecekte nasıl bir çevre ve ekolojik değerlerde yaşaması gerektiği konularında görüş, düşünce ve önerilerini dile getirmişlerdir.

    Grubumuz çalışmalarını aşağıdaki ana başlıklar çerçevesinde yürütmüştür.

                                     


    • Çöp ve fabrikaların baca gazı sorunu,
    • Su kaynaklarının korunması,
    • Ormanlık alanların korunması,
    • Akarsu yataklarına müdahale,
    • Kıyı ekosistemi,
    • Yaylalarımız ve yaylalarda yapılaşma,
    • Doğal yaşamın ve bio-çeşitliliğin korunması,
    • Çevre ve ekoloji eğitimi.

    Bu başlıklarla ilgili görüş ve öneriler, aşağıda özetlenmeye çalışılmıştır.

    Çöp ve Fabrikaların Baca Gazı:

   Fındıklı’da, hatta yöremizdeki komşu illerde, çöp önemli bir sorun olarak görülmektedir.

   Yöre insanının belli alanlara bıraktığı çöpler, belediye tarafından toplanmakta ve doğal bozulmaya bırakılmaktadır. Gelişi güzel stoklanan çöpler hem toprağa hem de çözülerek havaya olumsuz etkiler yapmaktadır. Bu sorun, yöre belediyeleriyle birlikte ciddi bir şekilde ele alınarak, önce gerekli proje çalışmaları yapılmalı ve uygulamaya konulmalıdır. Ayrıca, çöplerin özelliklerine göre ayrılması ve ev içi kimyasal tüketim maddelerinin (deterjan vb.) çevreye en az olumsuz etki yapacak şekilde kullanımı için ailelerin bilinçlendirilmesi yönünde eğitim faaliyetleri yapılmalıdır. Organik tabanlı, doğada kısa sürede çözünebilir temizlik malzemelerinin kullanımı için bilinçlendirme kampanyaları başlatılmalıdır.

   Çöplerin özelliklerine göre tasnif edilmesi ve değerlendirilmesi (gübre, geri dönüşüm, vb) amacıyla çevre belediyeler ile birlikte belirlenecek uygun bir alanda çöp bertaraf ve geri dönüşüm tesisinin kurulması doğrultusunda çalışmaların yapılması ve uygulamaya geçirilmesi önerilmektedir. Bu sistemin tüm yerleşim alanları (ilçe merkezleri, bağlı mahalleler ve köyler) kapsayacak şekilde düzenlenmesi halinde amacına ulaşacaktır. Bu anlamda İl Özel İdaresinin de sistem içerisinde yer alması faydalı olacaktır.

   Köylerdeki evsel atıklar için standart fosseptik çukurlarının açılmasına, kontrol ve takiplerinin sağlanmasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır.

   Hava kirliliğinin önlenmesi ve azaltılmasına yönelik olarak kömür kullanımı ve emisyon değerleri kontrol edilmeli, emisyon miktarları kabul edilebilir seviyenin altında olmalı ve fabrika bacalarına mutlaka filtrasyon sistemlerinin kurulması, zorunlu hale getirilmelidir.

    Su Kaynaklarının Korunması ve İçme Suyu Temini:

   Su insan hayatındaki en önemli maddedir. Bu nedenle kent merkezinde musluklardan akan suyun içilebilir hale gelmesi için başta su havzalarının korunması ve iletim hatlarının yenilenmesi de dahil her türlü önlemin acilen alınması gerekir.

   Uzun vadeli içme suyu temini amacıyla yerleşim alanlarının nispeten az ya da hiç olmadığı yerler belirlenmeli ve bu yerler gelecek nesillerin de su ihtiyacını karşılamak üzere mutlaka koruma altına alınmalı ve muhafaza edilmelidir. Bu amaçla belirlenecek su havzası içerisine yerleşim amaçlı yapılaşmalar (konut, dağ evi, vb.) yasal düzenlemelerle engellenmelidir.

   İlçemizin, bol su kaynağına sahip iki önemli deresinin (Çağlayan ya da Arılı Deresinin) insan yerleşimi dışındaki temiz-yüksek alanlarından getirilecek su ile sağlıklı içme suyuna kavuşturulabileceği görüşü dile getirilmiştir. Artık pet şişe su yerine mutlaka musluktan akan suyun rahatlıkla tüketilebileceği projelendirme ve altyapı çalışmalarına vakit geçirmeden başlanılmalıdır.

    Ormanlık Alanların Korunması:

   Yöremizdeki ormanlık alanlar ile tarım alanları kısmen iç içedir. Ekosistemin sağlığının devamlılığında en önemli unsur ormanlardır. Mutlaka yasal ve yönetsel eksiklikler giderilmeli, Fındıklı’nın yüksek dağ ormanları korunan alanlar içerisinde değerlendirilmeli ve Arhavi – Yusufeli – Ardeşen yörelerinin komşu dağlık bölümlerinin ekolojik koridorlarla birbirine bağlanması sağlanmalıdır. Doğal Alanlarda, yol yapım çalışmalarının artışı (yoğunluğu) ekosistemlerin parçalanmasına ve habitat kayıplarına neden olmaktadır.

    Akarsu Yataklarına Müdahale:

   Bilindiği üzere, kazamız iki ana derenin denize kavuştuğu yaklaşık 1,5 km’lik bir kıyı şeridi üzerinde kurulmuştur. Kaçkar Dağlarının zirvelerinden doğan su kaynakları özel bir sucul ekosistemi oluşturmuştur. Her iki derede de kırmızı benekli alabalık ve vadi boyunca arıcılık da yapılmaktadır. Arılı deresi üzerinde, dereyi beton setlerle kanala alma çalışmaları, insanların dere ile ilişkisini kestiği gibi dere içindeki birçok canlının da yaşamını olumsuz yönde etkilemiştir. İnsan hayatında ya da tarım alanlarında dere taştığında bir olumsuzluk söz konusu ise, orijinal yapıya uygun olarak insanla dere ilişkisi kesilmeden, mühendislik hesapları yapılarak uygun alanlarda gereken çalışmalar yapılmalıdır. Gurubumuzda derenin beton setler içerisine alınmasının doğru olmadığı görüşü benimsenmiştir.

   Uzun yıllarda oluşan dere yatakları ile ilgili yapılacak bir bilimsel çalışma ile mevcut iki deremizin geriye dönük (yaklaşık 1000 yıllık) debileri incelenerek olabilecek en yüksek taşkın yatağı seviyeleri belirlenmelidir. Bu çalışmadan elde edilecek verilere göre taşkın yatağı seviyesi içerisinde yapılaşmaya hiçbir şekilde izin verilmemelidir. Her iki vadi boyunca dere kenarları rekreasyon alanları (gezinti yerleri, spor alanları, dinlenme, vb.) şeklinde düzenlenerek halkın hizmetine açılması doğrultusunda çalışmalar yapılmalıdır.

   Elektrik enerjisi üretmek amacıyla suyun belli bir yerden alınarak galeri ya da kanallarla başka bir alana taşınması sonucu elde edilecek irtifa farkından suyun düşürülerek elektrik enerjisi elde edilmesi yöremizde ve ülkemizde de çok tartışılmaktadır. Kazamızda halen hiç Hidro-Elektrik Santralı (HES) yapılmamıştır. Suyun belli bir yerden alınarak başka bir alana taşınması şu andaki akardan suyun akmaması ya da çok az (debi’nin %10’u) akacağı anlamına gelmektedir. Bu durumun, mevcut ekosistemin bozulmasına, derede yaşayan canlıların (kırmızı benekli alabalık gibi) yaşam ortamının ortadan kalkmasına neden olacağı gerçeği ile karşı karşıya kalınacaktır. Ayrıca dik yamaçlarda açılacak su kanalları mevcut yapıyı olumsuz yönde etkilerken çıkan hafriyatın nasıl depolanacağı gibi ciddi sorunlar da oluşturacaktır. Bozulmamış olan doğal yapıyı korumak en doğru yol olacağı, gurubumuz tarafından benimsenmiştir.

    Kıyı Ekosistemi:

   Karadeniz bölünmüş otoyolunun, kıyı şeridinden geçirilmesi yöre insanının denize ulaşımını olumsuz olarak etkilemiştir. Geçmişte olduğu gibi rahatlıkla denize ulaşabilen bir kıyı, gurubumuzun çok güç ama hayal de olsa ortak düşüncesidir. İlçemiz sahillerinde geçmişte olduğu gibi rahatlıkla denize girilebilecek nitelikte sahil şeridinin oluşturulması hayal edilmiştir. Bu amaçla komşumuz Batum ya da Akdeniz sahillerindekine benzer kıyı koruma bandı kavramı yerleştirilmeli ve kıyılar amacına uygun şekilde kullanılabilmesi için tüm yapısal ve çevresel kirliliklerden korunması sağlanmalıdır.

    Yaylalarımız ve Yaylalarda Yapılaşma:

   Yayla ve yayla kültürü yöremiz insanının bugününde ve geçmişinde önemli bir yer tutmaktadır. Geçmişte yöre halkının ekonomik yaşamının parçası olan yaylacılık, günümüzde bu özelliğini yitirmiştir. Yaylacılık kültürünün yeniden canlandırılması, hayvancılığın geliştirilmesi amacına yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Ayrıca günümüzde yaylalar doğa turizmi (eko turizm) kapsamında birçok aktiviteye hizmet eden ve edebilecek alanlar olarak görülmektedir. Ancak bu faaliyetlerin ilgili kanun ve yönetmelikler çıkarılmadan, plansız ve programsız şekilde yapılmasının doğaya zarar verebileceği unutulmamalıdır. Çarpık yapılaşma, plansız yol yapıları ve benzeri üst yapılar arazi dengesini bozmakta ve doğanın insan eliyle tahribini beraberinde getirmektedir. Çarpık yapılaşma birçok yerde mülkiyet kavramlarını gündeme getirmiş, yayla kültürü anlayışına ters düşen betona dayalı yapılaşma çevre kirliliğine de neden olmaktadır. Oluşabilecek olumsuz tabloların önüne geçilmesi amacıyla bu tür yapılaşmalara izin verilmemesi için gerekli tedbirler bir an önce alınmalıdır.

    Doğal Yaşamın ve Bio-çeşitliliğin Korunması:

   Gün geçtikçe azalan yöremiz doğal zenginliklerinin ve bio-çeşitliliğinin korunmasına ve yeniden kazandırılmasına yönelik çalışmaların yapılmasına ihtiyaç vardır. Bu amaçla öncelikli olarak yörede mevcut bitki ve hayvan türlerine ait envanterler coğrafi bilgi sistemine dayalı olarak çıkarılmalı, bunların popülâsyonlarının (kırmızı benekli alabalık, karalâhana, böğürtlen, likapa, vb.) artırılmasına yönelik yapılması gerekenler belirlenmelidir. Bu ürünlerden uygun olanların ekonomik olarak üretiminin sağlanması ve yöre halkına katkı getirmesi amaçlı projelerin hayata geçirilmesi için çalışmalar yapılmalıdır.

   Doğal ekosistemleri ve yabanıl hayatın korunabilmesi, yaşam destek sistemlerinin varlığının sürdürülebilmesi amacıyla komşu il ve ilçelerle ortak ve bağlantılı doğa koruma alanları tespit edilmelidir.

   Tarihsel, kültürel ve geleneksel mimari dokunun korunmasını destekleyici mekanizmaların oluşturulması ile örnek yaşam alanlarının kurulması önerilmektedir.

    Çevre ve Ekoloji Eğitimi:

   Çevre ve ekoloji konularında yapılanların korunması ve sürdürülebilir bir hale getirilmesi ancak ve ancak halkın bu doğrultuda eğitilmesi ve sürece ortak edilmesi ile mümkündür.

   Çevre bilincinin geliştirilmesi amacıyla yapılacak eğitim çalışmalarına küçük yaşlardan başlanması hedef alınarak ilköğretim seviyesinden başlayarak öğrencilerin bilinçlenmesine yönelik daimi çevre eğitim merkezleri kurulmalıdır. Aynı zamanda ailelerin bu konularda bilinçlenmesini sağlayacak doküman, broşür, seminer, kurs ve benzeri faaliyetlerin hayata geçirilmesi ilgili kurum ve belediyelerin programlarında mutlaka yer almalıdır. Bu amaçla ilçe merkezinde ekolojik köy ve kent park niteliğinde merkezler oluşturulmalıdır. İlçe merkezinde bir kent ormanı bu konuda ilk yapılması gereken çalışma olmalıdır. Bu merkezler yöre halkına yönelik çevre eğitimlerinin verilmesinde kullanılabileceği gibi yöre dışından gelen ziyaretçilerin de yöreyi tanımasına yönelik özelliklere sahip olmalıdır.

Çalıştay Sonuç Raporunun Tamamı 

Ana Sayfa