MADEN KANUNU DEĞİŞİKLİKLERİ

    Asım KUTLUATA

    Türkiye’de, kanun değişikliği tartışmalarının en fazla yapıldığı sektör herhalde madencilik sektörüdür. Madencilik, Osmanlıda Fransızlardan alınan ve 1858 yılında yürürlüğe giren “Arazi Kanunu” ile ilk defa yasal çerçeveye kavuşturulmuştur. 1906’da Taşocakları Nizamnamesi, 1954’de 6309 ve 1985’de 3213 sayılı Maden Kanunları yürürlüğe girmiştir. Her yasa değişikliğinden sonra “Madenciliğin en önemli sorunu Maden Kanunlarından kaynaklanıyor, bu yasa en kısa sürede muhakkak değiştirilmelidir.” denilmeye başlanmıştır. Bu görüşe, sektörün büyük bir bölümü, kendi bulundukları konumdan bakarak katılmıştır. Yapılan değişiklikler, bireysel bakış ve küçük menfaatler nedeniyle sektörü ve temsilcilerini tatmin etmemiştir.

    Yürürlüğe giren maden kanunları çeşitli nedenlerle tam uygulanamamıştır. 6309 sayılı yasa 30 yıl tartışıldıktan sonra 3213 sayılı Maden Kanunu da yürürlüğe girdiği 1985 yılından beri günümüze kadar tartışılmakta 1993 ve 1997’de yapılan değişiklik girişimleri sonuçsuz kalırken, 2000 yılında tekrar gündeme getirilen değişiklik çalışmaları da yaklaşık üç yıldır sonuçlandırılamamıştır.

    Aslında yıllardır çözülemeyen ve çok değişik nedenlerden kaynaklanan madencilik sektörünün sorunları; bu seferki değişiklikler gerçekleşse bile, maden kanunu değişiklikleri gündemden düşmeyecek, çözülemeyen sektör sorunları yine ağırlıklı olarak yürürlükteki Maden Kanunundan kaynaklandığı dile getirilecektir.

    Sektörün sorunları; Kanunun uygulanmasını gerçekleştirecek olan kamu kurumlarının gerekli altyapı ve örgütlenmeyi gerçekleştirememesi, riski yüksek olan madencilik sektörüne yeterli sermaye birikiminin sağlanamaması, dünyadaki gelişmelerin ve fiyat dalgalanmalarının sektör üzerinde yarattığı olumsuzluklar, teknolojik gelişmeleri yakalayamamak ve AR-GE çalışmalarına istenilen düzeyde kaynak ayıramamak gibi bir çok nedenlerden kaynaklanmaktadır.

    Birçok alanda olduğu gibi bu alanda da sorunlara doğru teşhis koyarak uzun vadeli politikalar hayata geçiremez, bilimi ve mühendisliği öne çıkaramaz, kısa vadeli spekülatif hesaplarla zaman kaybedersek, hukuki, finansal, teknolojik ve idari yapı sorunlarını çözememiş olan bu sektörde, günümüzde olduğu gibi gelecekte de maden kanunu değişikliği muhabbeti yapılacağa benziyor!.

    Not: Bu yazı, Madencilik Bülteni OCAK-2004 sayısında yayınlanmıştır.

Ana Sayfa