Anam ve Meliha Teyzemle
                                     

    ANAM VE MELİHA TEYZE

    Asım KUTLUATA

    Her ikisi de1930’ların başlarında, günümüzde ismi Yeniyol Köyü olan Ardeşen’e bağlı Öce Köyünde doğmuşlar. Anamın (Nezahat) Babaannesi Nokta ile Meliha Teyzenin Anneannesi Havva, Akupoğlu Mehmet Çavuşun kızlarıdır.

   Her ikisi de çocukluk ve gençlik yıllarını ekonomik hayatın insan gücüne, genellikle de tarıma ve hayvancılığa dayalı olduğu, yolsuz, elektriksiz ve okulsuz bir ortamda, çalışarak geçirmişlerdir.

   İlkokul, Öce’de (Yeniyol) Köyünde 1904 yılında, kendisi de Oce’li olan (Nokta ile Havva’nın Ağabeyi) Miralay Şevki Bey’in( Albay) katkıları ile açılmıştır. İlk öğretmen Davut Efendi’dir. Bu okul daha sonra Balkan Savaşı yıllarında kapatılmış ve 1943 yılında Şevki Bey İlkokulu olarak yeniden açılmıştır. (Kaynak: Güngör Altay )

   Özellikle kız çocuklarının okumaması, o günlerin genel anlayışı olduğu üzere, Kadem Ali dedem, Anamı okula göndermemiş. Meliha’nın okula başlamasına izin verilmiş, ancak birçok gerekçe bulunarak bir yıl sonra okuma yazmayı tam da öğrenemeden okulu bırakmak zorunda kalmış. Kız çocukları tarlada bağ, bahçede çalışacak, hizmet edecek belli bir yaşa gelince de!! Görüşleri çok da sorulmadan aile büyükleri tarafından evlendirilecek !!! Her ikisi de benzer anlayışla evlendirilmişler.

   Bizim Köyün (Yaylacılar) halkı ile Öce halkı arasında hem akrabalık hem de hısımlık bağları vardır. Düğün, eğlence gibi çeşitli etkinliklerde bir araya gelinir, etkinlikler kutlanır, üzüntüler paylaşılır. Bu anlayış günümüzde de devam etmektedir. Babam da bir düğünde Anamı görmüş beğenmiş dostların yardımı ile hiç konuşmadan nişanlanmışlar ve de 1949’un soğuk/karlı bir kış gününde oldukça zor koşullarda evlenmişler. Öce’den hareket eden ”Düğün Konvoyu” yaklaşık 3 kilometrelik mesafeyi kat ederek Sahile inmiş, 6-7 kilometreyi yürüyerek Fındıklı’ya (Viçe) ve Arılı Vadisinin 15. Kilometresindeki Yaylacılar Köyüne ulaşmış.

   Konvoy, Hara Köyünde başka bir konvoyla karşılaşmış. Böyle bir karşılaşmada “Gelinlerin hangisi yolun üst tarafından (Dereye göre) geçerse/geçirilirse şanslı olur” anlayışına göre siz geçin/biz geçelim gibi tartışmalar arasında Öce’den Nevzat Dayı (Atagün) Anamı hızla çekerek üst taraftan geçirmiş tartışma fazla büyümeden yola devam edilmiş.

   Gerek Meliha Teyze ve gerekse de Anam güzel kızlar!! imiş (Şimdi de iyiler!!). Meliha Teyze’nin Babası Hasan ile Osman Nuri Kutluata’nın Dedesi Şevki’nin 2.Eşi Rahime’nin hısımlığı vardır. Rahime, Hasan Sönmez’e “ kızın Meliha’yı Osman Nuri’ye ver” demiş ve Meliha 1950’nin Mayıs ayında 18 yaşında bizim köye (Yaylacılar) gelin gelmiş.

   Osman Nuri 1932 doğumlu uzun boylu, oldukça yakışıklı bir delikanlıdır. 1963 de yapılan seçimlerde Köyümüze muhtar seçilmiş, 14 yıl muhtarlık yapmıştır. 1999 seçimlerinde yeniden muhtar seçilmiş ancak 14 Şubat 2002 de beklenmedik bir anda aramızdan ayrılmıştır. Muhtarlığı süresince köyümüze çok önemli hizmetleri oldu. Saygı ve sevgi ile anıyorum.


   Ayşe Abla (2013 Aralığında kaybettik)

   Anam bizim köye geldikten yaklaşık 18 ay sonra 1950’nin Temmuz Ayı’nın başlarında ben doğmuşum. Fakat Meliha Teyze’nin beklenen zaman diliminde çocuğu olmamış. Geniş ve verimli arazisi olan Osman Nuri ve başta ailesi çocuk istiyor hem de erkek çocuk. Anlayışa göre “çocuk genellikle kadının olmaz” ön yargısı ile “sorumlu” Meliha tutulmuş ve Osman Nuri’nin yeniden evlenmesine karar verilmiş, ancak Meliha’nın da oluru alınması gerekir gibi…

   Meliha Teyze 1957’de sarılık olmuş, 30 gün hastahanede yatmış. Hastahanede yatarken “iyileşir ve bu hastalıktan kurtulursam” Osman Nuri’yi evlendireceğim demiş. Değerlendirmeler yapılarak Osman Nuri’nin komşuları/akrabaları olan Üzeyiroğlu Dursun Ali’nin kızı Ayşe ile evlenmesine karar verilmiş ve de evlilik gerçekleşmiş. Ancak Ayşe Abla’ya da çocuk olmamış.

   Zaman zaman iki Öce’li bir araya gelerek geçmişi ve de günümüzü konuşurlar, geçmişi yad ederler ben de sohbete katılırım. Yaylacılar Köyünün güç doğal koşulları, insan gücüne dayalı yaylasında gerçekten zor yaşam mücadelesi verdiler. Kendilerine çok borcumuz var ödeyemeyiz, ancak bilelim ve de taktir edelim!!

    Kendilerinden geçmişimizle ilgili çok bilgi aldım. Almaya da devam edeceğim. Geçmişimizi iyi bilirsek, geleceğe yönelik bakışımızı daha sağlıklı değerlendirebiliriz düşüncesi ile böyle bir yazı yazmaya ve paylaşmayı uygun gördüm. Ekim 2016

Ana Sayfa